Kuşlar cıvıldıyorsa doğada her şey yolunda sayılır. Diğer yandan, kuşların ezoterik anlamda değerlendirilmeleri nedeniyle, bu kanatlı varlıkların, özel imgelerle, birçok ulusun sembolizminde, amblem ve bayraklarında yer aldığını görürüz
Dünyevi olayları farklı bakış açısı ile ve yüksek şuurla izlemenin spiritüellikle mümkün olabileceği, bir bakıma kuş sembolizmi ile de hatırlatılmaktadır. Kuşların yükseklerde süzülürken, sezgiyi ve göksel olanın kutsallığını taşıdıkları düşünülmüştür. Dini ve felsefi anlamda ilahi bir sembol olarak ele alınırlar. Ağaçlardaki doğa ruhları ile irtibatları olduğuna inanılır. Yer çekimini yenebilen bu varlıklar, üstün bir yaratımdan pay almış görülerek oldukça saygınlaştırılmışlardır. Ruhun ebediliğini, zihinsel etkinlik ve düşüncenin hızını sembolize ederler. Rengarenk tüyleri; cesaret, başarı ve onur göstergesi sayılmıştır.
Sembol haline getirilen kuşlar arasında en sık kartal, şahin, doğan, atmaca, leylek, turna, kuğu, balıkçıl, karga, horoz, baykuş, yarasa, tavus, bülbül, kaz, kumru, kırlangıç ve güvercine rastlarız. Eski Mısır, Frigya, Mezopotamya, Sibirya, Altay, Orta Asya, Hint, Maya ve Kuzey Amerika geleneğinde; ruhun kuş sembolüyle imgelendiği görülür. Çoğu şaman ve rahipler, aşkın bir trans halindeki yükselme tarzlarını farklı kuş biçimleri ile ifade ederler. Bu şamanlara göre, ölenlerin ruhları, bedeni bir kuş gibi terk etmektedir. Yeniden doğmayı bekleyen ruhlar ise, yaşam ağacının dallarında duran minik kuşlar olarak tasvir edilmiştir.
Türk Beylerinin ongun’ları olan kuşlardan çift başlı kartalın kendisinden türediğine inanılmıştır, içinde kutsal ruh’u barındıran totem benzeri bu ongunlar, boyları korur ve ölümsüzlüğü sembolize ederlerdi. Çift başlı kartal, Orta Asya’dan beri Türklerin hakimiyet sembolüydü,Diğer yandan, tarih boyunca birçok devletin; bayrak, flama, para, kokart, takım amblemi, kutsal mimari içeren yapıtları, kentleri, kralları, askeri ve güvenlik güçlerinin sembolik kuşu olarak kullanılmış ve kullanılmaya devam edilmektedir. Jüpiter ve Güneş’in sembolü Kartal, değişmez yasaları betimler. Jüpiter’in kuşu, Roma paralarında imparatorluk amblemi olarak kullanılmıştır. Sıklıkla iki başlı betimlendiğinde görüş açısı mükemmelleşen kartalın bu ifadesi, yüksek enerji sağlayan bilginin hayata geçirilmesidir. Bir çok tradisyonun kutsal kartal sembolü; yükselmeyle, güçle, ruhaniyetle, sezgiyle, habercilikle, güneş ve ışıkla ilişkilenerek, kötülüğe zıt kabul edilen ezoterik bir ambleme dönüşür. Kudret ve adalet atfedilen kartal, yılanla savaşım halindedir. Bu nedenle; alt düzeydeki nefsaniyetin, yüksek güçler adına yok edilmesinin sembolü haline gelmiştir. Arslan başı ile birleştirilen kartal figürü, yer ve gökteki iki kralın özdeşleştirilmesidir.
Eski Mısır’da Şahin’ler, ışığın karanlığa karşı çıkışı ve kahramanlığın onurlu zaferidir. Horus olarak, güneşin kutsal sembolüdürler, ölmüşlerin ruhlarını tasvir ederler. İbis, yani mısır Turna’sı, zehirli sürüngenleri azaltıp ürünleri koruyan, dolayısıyla, öldürülmesi yasak olan Toth’un kutsal hayvanıdır. Tavus kuşu, muhteşem kuyruğunda yer alan gözler nedeni ile, bilgeliği hak etmiştir. Tüyünden bir tanesini üzerinde taşıyan kimselerin herkese çekici ve sevimli geleceği öngörülür.
Gizli bilimleri elde etmiş olanlar, Baykuş’un bilgeliğini ve astral ateşe; yani, dünyanın manyetik ve elektriksel alanına hassas olan Yarasa’nın, karanlıkta kazandığı şansı gizli sembollerine taşımışlardır. Diğer yandan, onlar için tüylerinin simsiyah oluşu nedeniyle Kuzgun ve Karga kaotik karanlığın betimlenişidir.
Kaz, çoğu gelenekte ilk tözün içinde bulunduğu yumurtayı yumurtlayan kuştur. Kuğu ise, ruhsal saflığı ifade eden konumdadır. Leş yiyen Akbaba’lar, aşağı alemleri temizleyen güçlerin çözücü süreçlerinin temsili olur. Papağan, Muhabbet Kuşu gibi ses taklit edebilen kuşlar, insanlarla ilginç bir bağ kurarlar. Kumru saygın bir amblemdir. Paganlar ve Hristiyanlar, onu kutsal ruhun saf, masum iyilik sembolü olarak ele almışlardı. Eşine bağlılığı ve yavrusuna gösterdiği itina nedeniyle de, sevgi ve muhabbeti betimliyordu. Nuh peygamberin habercisi Güvercin, tüm dünyada mazlumluk ve barış sembolü bir kuştur. Pir Hacı Bektaş Veli’nin, Sulucakarahöyük’e güvercin donunda uçarak gelişi de, Anadolu’da sevgi ve hoşgörünün, farklı kültür ve inançlar arasında yerleşmesinin ifadesi olmuştur.
Mitolojik kuşlardan Zümrüdüanka, efsane ve masallarda yaşar, 7 kere 7 kez kendi vücudundan dirilen Anka, Yunanlıların Phoenix’idir, İranlılar için ise Simurg’dur. İnsan dili bilen, kerametli bir kuştur. Kendini aramanın, kendinden kendine yapılacak yolculuğun sembolüdür, böylesi bir kendini bilme; uyanışın, aydınlanmanın gereğidir. Bu nedenle Anka, yine bir ruhani tekamül sembolü olur. Uzakdoğuluların ve Hindu tradisyonunun Garuda kuşu ise, Tayland, Endonezya ve Moğolistan’ın milli sembolüdür. Gövdesi insan biçimli, kartal başlı ve pençeli, bazen altın bedenli, büyülü dev kuşa Garuda adı verilir. Rus folklorundaki Şirin ve ve Alkonost, kadın baş ve göğüslü, baykuş vücutlu mitolojik varlıklardır, gaipten haber verip, şarkılar söylerler, seslerini takip edenlerin ise kaybolduğu söylenir.
Ruhani bilince doğabilmenin gizem ve zaferini anlatan kuşlar, bazen, çeşitli tanrıların amblemleri halinde belli transandantal gerçekleri sembolize etmişlerdir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder